AŞIKLAR DİYARI UŞŞAK

HOŞGELDİNİZ AŞIKLAR DİYARI UŞAK...!

7.25.2006 - UŞAK KÜLTÜRÜ

Kategori: USAK KULTURU

   Dil (Lehçe, Ağız-Şive, Sözcük Hazinesi)

Aba
Acıg
Alaf
Angıt
Ayan
Ayran gevmek
Beranarı
Boyalak
Böcü
Cice
Cıbıl
Çilte
Dam
Deperotu
Deze
Efen
Enseli
Enteri
Evcümek
Gali
Germe
Gınık
Gıyık
Gön
Hadendi
Hangırda
Haranı
Hoz
Imızgamak
Ingasdan

İspirte

: Abla

: Birazcık

: Ateş

: Ahmak,sersem

: Muhtar

: Boş konuşmak

: Şöyle Böyle

: Başıboş

: Böcek

: Abla

: Fakir

: Minder

: Hapishane,Ahır

: Havuç

: Teyze

: Kolay

: Çivi

: Gömlek

: Evine bağlı

: Artık

: Yüksek

: Beleş

: Yorgan İğnesi

: Deri

: Tez çabuk

: Nerede

: Toprak Tencere

: Yabancı

: Uyuklamak

: Yalancıktan

: Kibrit

Kabırcak
Kaykı
Keri
Kıtmek
Kırkışmak
Lapbada
Lom Sözlü
Müzmal
Nacap
Nenecen
Oku
Öfen
Össen
Peşkir
Pontür
Sağdıç
Sinlenmek
Sındı
Şarpo
Ten aşı
Teper Otu
Tırkaz
Üleşmek
Velesbit
Yağlık
Yalım
Yen getmek
Yılık
Yozuk
Zağar
Zarplı

: Tabut

: Aksi

: Sonra

: Kandırmak

: Yarışmak

: Aniden

: Lafını bilmeyen

: Perişan

: Nasıl

: Boşver

: Davetiye

: Önceki gün

: Herhalde

: Havlu

: Pantolon

: Arkadaş

: Saklanmak

: Makas

: Başörtüsü

: Bulgur Pilav

: Havuç

: Kapı Kilidi

: Paylaşmak

: Bisiklet

: Mendil

: Herhalde

: Oynatmak

: Eğik,yamuk

: Haylaz

: Av Köpeği

: Kuvvetli

 

Edebiyat
Ahmedi (1334-1413)

   Asıl adı Tacettin İbrahim Bin Hızır’dır.Doğum yeri Uşak’ın Sivaslı İlçesidir.XIV. asır Anadolu Türkçesi Edebiyatının en büyük şairidir.Aynı zamanda hekim,hattat , ressam ve alim bir kişidir.Ahmedi çok sayıda kaside,gazel söyleyerek;büyük aşk ve macera hikayeleri yazarak manzum tarih ve tıp kitapları meydana getirerek,divan şiirinde nesne vadisinde ve ilim yolunda kurucu şair sıfatıyla çalışmıştır.Eserleri :Divan sanat bakımından en kıymetli eseridir.8000 beyiti aşan bir manzumedir.Kaside ve gazellerden oluşur.Çoğu Yıldırım’ın oğlu -Emir Süleyman adına yazılmıştır.

Ömer Bedrettin UŞAKLIGİL (1904-1946)

   1904 yılında doğan Ömer Bedrettin Cumhuriyet döneminin saygın şairlerindendir.Ününü kaynağı halk şiirinde olan lirik dizelerinden alır.Ömer Bedrettin ilk öğrenimini Uşak’ta orta öğrenimini Sivas’ta ve İstanbul’da yapmıştır.1943 yılında Büyük Millet Meclisine Millet Vekili olarak girmiş24 Şubat 1946 yılında hayata gözlerini yummuştur.Ömer Bedrettin memleket renklerini ve manzaralarını yansıtan duygulu,zevk,şekil,kalıp ve vezin yönlerinden sağlam şiirleriyle hecenin beş şairinden biri olarak geçmiştir.
Deniz Sarhoşları,Yayla Dumanı,Sarı Kız mermerleri isimli üç şiir kitabı vardır.

 

Efsaneler

Ali ile Kezban Efsanesi

    Bir zamanlar Uşak civarında yaşayan varlıklı bir ailenin Kezban adında bir kızı vardır.Çobanlık yapan Ali dağ eteklerinde sürü güderken bir gün Kezbanı görür.Çoban Ali ondan sonra Kezbana vurulur.Ali yıllarca sevdasını saklar durur.Artık dayanamaz hale gelir.Var git ana Kezbanı babasından iste der annesi oğlunun kıramaz varır beyin evine muradını söyler.Bey kızar oğluna söyle …….yüksek dağların başı dumanlı olur baş döndürür.Başını yükseklerde gezdireceğine dağın eteklerinde sürüsünü gütsün dengini bulsun der.Bu hal üzerine Ali’de Kezban da derinden yaralanmışlardır.Neticede kaçmaya karar verirler gece yarısı bir pınar başında buluşurlar.Bu adara beyin adamları pusu kurmuşlardır. Orada ikisinide vururlar.

Dikilitaş Efsanesi

    Vaktiyle Uşak İlinin Banaz İlçesi yakınındaki Ayrancı Köyünde çocuklu bir kadın yaşarmış, bu kadının evi köy dışındaki bir tarlanın ortasındaymış,tarlanın civarında tek tek evler varmış bir gün bu kadın yufka açıyormuş,tam o vakit kadının çocuğu ağlamaya başlamış bunu gören kadın çocuğuna doğru uzanarak neden ağladığına bakmış ve çoçuğun altına pislediğini görmüş yerinden kalkıp bez almayı üşendiği için çocuğunun altını açtığı yufkalardan biriyle temizlemiş.Tam bu sırada annesi de çocukta oracıkta taş oluvermişler.Şimdi bu olayın geçtiği yer Dikili taş mevkii olarak bilinmektedir.

 

Fıkralar

Allahın İşi, Bakkalın Taşı...

    Köylünün biri Uşak’a gitmiş.Burma Camiinin karşısındaki bakkaldan bir şeyler alacakmış.Bakkal köylünün aldıklarını kilo yerine teraziye taş koyup taşla tartıyormuş. Köylü sormuş :
-Senin dirhemin yok mu? Neden taşla tartıyorsun demiş.
-Sus…sus…çarpılırsın.Allahın işine cami karşısındaki bakkalın taşına karışılmaz demiş.

Dağın, Taşın, Kurdun, Kuşun Kıymetini Bilelim...

   Çok eski zamanlarda Yörük Uşak’a inmiş.indiğinde Uşak’taki lokantaların çoğu kapalıymış. Nedenini sormuş.
-Ramazan geldi demişler.
Yörüğün ramazanla,kurbanla ilgisi yokmuş.Aç acına yaylasına geri dönmüş.
-Amanın dostlar….Yaylamızın kıymetini bilelim Uşak’a Ramazan deye biri gelmiş ortalığı kırmış geçirmiş.Açık tek bir aşçı dükkanı bulamadım.Açlıktan öldüm.Sis siz olun Ramazan gelince Uşak’a gitmeyin.Şu yaylamızdaki kurdun,kuşun,dağın,taşın kıymetini bilelim demiş.

Vali Bey Benden Sonra Gelir...

    Vilayette çalışan memuru herkes tanır. Sürekli takılırlarmış. Memurda her gün bir fıkra uydururmuş. Günlerden bir gün:
-Bu vilayette Vali bey benden sonra gelir demeye başlamış. Bu sözü sabahları günaydın yerine kullanmaya başlamış. Söz sonunda Vali beyin kulağına gitmiş. Vali bey sormuş:
-Söyle bakalım bu vilayette Validen önce kim gelir demiş.
Memur:
-Ben efendim diye yanıtlamış.
Vali:
-Ne demek o diye sinirlenirken yanıtını da almış:
-Efendim siz saat onda, on otuzda teşrif buyurursunuz. Ben ise sizden önce saat dokuzda vilayete gelirim demiş.

 

Türküler

 On Yedi Benli Şadiye

    Banaz’ın Yazıtepe (İmrez) Köyünden onyedi benli Şadiyenin hikayesidir. Şadiye adındaki genç kız biriyle evlendirilir.Daha sonra ilk eşinden bir çocuğu olur.Şadiye çocuğu henüz altı aylıkken onu bırakıp komşusunun oğlu ile kaçar.Şadiyenin kaynı bunu öğrenince onun kaçtığı adamı vurup öldürür.Adamın ölüsünüde yakarak ortadan kaldırır.Bunun üzerine köyde Şadiye’ye şöyle bir türkü yakılır.
Ay bulutta bulutta Evleri Camiye yakın Ay butla giriyor
Mendilim kaldı dutta Ak gülleri sen takın Gözüm yari seziyor
Geleceksen gel gayrı Zengin kocaya vardın Geleceksen gel gayri
On yedi benli Şadiyem On yedi benli Şadiyem On yedi benli şadiyem
Neriman'ın Türküsü

    Yıllar önce Sivaslı İlçesinde yemyeşil gözlü,altın sarısı upuzun saçlı güzeller güzeli bir kız yaşarmış.Havacı bir üsteğmen bu kızı görmüş sevmiş ve talip olmuş.Haberler salınmış dünürler gönderilmiş.Neriman’da teğmeni beğenmiş ve nişanlanmışlar.Birbirlerini çok sevmişler.Hasretle düğün mevsimini beklerken;teğmen bir uçak kazası geçirir ve ölür.Kara haber Neriman’a tez ulaşır.Neriman’ın dünyası kararmıştır.Hayalleri ümitleri sevdiceği hepsi gitmiştir.”Gayrı bana yaşamak haram” deyip evinden çıkar gider.Sivaslı halkı Neriman’ı günlerce arar.Tam on gün sonra kullanılmayan bir kuyuda ölüsünü bulurlar.Ailesi yanıp kavrulmuştur.Tüm yöre halkı üzülmüştür.

Ekinler ekilirken
Çiziye dökülürken
Senide benden ayırdılar
Sunada boylu Neriman
Şafaklar sökülürken

 

Vardım pınar akmıyor
Yar yüzüme bakmıyor
Dokuz da daldan gül kopardım
Suna da boylu Neriman
Senin gibi kokmuyor

 

Uşak duman sis oldu
Açan güller hep soldu
Aç gözünü göreyim
Suna da boylu Neriman
Kalbim hasretle doldu.

 

Maniler

Ağacın dibinde yatarım Altın dişim kanamaz Arabamız dört teker
Tabancamı atarım Sevda bana yaramaz Düz ovada su çeker
Beni beğenmeyen kızları Ver ana sevdiğime Konuşturmazlar yarim
Yarım soğana satarım Kendi düşen ağlamaz Merhaba desek yeter

 

Banazın kavakları Ben bir kuzu gördüm Bir taş attım gediğe
Dökülür yaprakları Tüyünü kırmızı gördüm Saat geldi yediye
Kokulu güle benzer Aşağı mahalleye indim Analar kız büyütmüş
Şu Uşağın kızları Sevdiğim kızı gördüm Oğlanlara hediye

 

Percereden at beni Tabağa koydum darı Zeytin kara ben kara
İn aşağı tut beni Ağlarım zarı zarı Zeytine vermem para
Dizlerinin üstünde Beni Uşak’tan ayırdı Gel yarim buluşalım
Ninni çek uyut beni Keleter başlı karı On bire çerek kala

 

Kara örgü örmezler Kara kara kazanlar Kara koyun etli olur
Bana sana vermezler Kara yazı yazanlar Kavurması tatlı olur
Gel yarim kaçıverem Cennet yüzü görmesin Buralarda yar seven
Karanlıkta görmezler Aramızı bozanlar Ölmez ama dertli olur

 

Tekerlemeler

1-Hep deli hop deli bizimkilerin soyu sopu deli.
2-Yumurta tık tık elinden bıktık.
3-Gulağım sağır demenim ağır ür benim koca cavır.
4-Sarı öküz saza gider,boynuzu düze gider ben gızı almaya geldim.Verirseniz gıza geldim.Vermezseniz tuza geldim.Gızınıza güllü derler oğlumuza ünlü derler.
5-Çıt pıt nerden geldin ordan çık gelin saçları kıvırcık.
6-Düşün koca Musa düşün eşek alınırmı gışın onunda parası peşin.

 

Ninniler
 

Uyusunda büyüsün ninni
Kuzularla büyüsün ninni
Nenni yavrum neni

 

Yeşil billur testin olsun
Yavrum bir Allahta senin dostun olsun
Nenni yavrum nenni uyu yavrum hu hu hu

 

Al telinden kurusun yelden
Baban gelcek gurbet elden
Neni yavrum neni uyu yavrum hu hu hu

 

Nennilerle büyüteyim
Yavrum seni nasıl uyutayım
Nennilerle uyusun nenni.
Kuzularla yürüsün nenni

Şu dağların eteği
Dibindedir aslan yatağı
Iramış gitmiş annesinin yolları
Nenni oğluma nenni

 

Merdiven indiremedim
Yönünü yöntemini döndüremedim
Ben gurbetin içinde
Yavrumu bilemedim
Nenni de oğluma nenni

 

 

Adetler
Doğum

    Hamile kadınların doğumlarına kadar yediklerine ve içtiklerine dikkat etmesi gerektiğine inanılır.Eğer kadın günden güne güzelleşiyorsa doğacak çocuğun erkek,günden güne çirkinleşiyorsa kız olduğuna inanılır.İlk doğumlar oğlan ve kız evleri için en önemli olaylardan biri sayılır.Kız evi tarafından çocuğa beşik,yatak,yorgan ve iç çamaşırı gibi hediyeler alınır ve törenle oğlan evine götürülür

Evlenme

    Eskiden Uşak’ta evlilik görücü usulü ile olurdu.Beğenilen gelin adayı kızın evine oğlan tarafı münasip kişilerle birlikte “Dünür gider” Allah’ın emri, peygamberin kavli ile kız istemeye geldiklerini belirtirler.Kız tarafı düşünmek, araştırmak ve danışmak için süre ister.Oğlan tarafının daha sonraki ziyaretinde uygun bulunursa söz kesilir.Nişan konur,nişan töreni yapılır.Bu törende misafirlere nişanlanan çiftlerin ömür boyu işleri beyaz, günleri aydınlık olsun diye süt içirilir.Düğün sırasında kız kendini kardeşlik oğlanda sağdıç tutar.Düğünler genelde Perşembe veya Pazar gecesi esas alınarak başlar.Üç,beş gün önceden eşe dosta akrabalara oku denilen davetiyeler gönderilir.Düğün gününden bir iki gün önce davul zurna getirilir,yemek hazırlıklarına başlanılır,etlik hayvanlar kesilir,keşkekler dövülür,büyük kazanlarla yemekler pişer,misafirlere ikram edilir.Gerdekten bir gün önceki gece kına gecesidir.Oğlan evi tarafından hazırlanan “kına heybesi” kız evine götürülür.O gece kız evinde şenlikler yapılır.Kına gecesi günü oğlan tarafının aldığı “çeyiz” davul zurna eşliğinde kız evine götürülür.Kız tarafının çeyizi ile birlikte sergilenir.Düğün günü bütün çeyizler toplanır.Tekrar oğlan evine yeni çiftlerin eşyaları olarak gider.Gelin alma günü Perşembe veya Pazar günüdür.Bugünlerde eğlence yapılmaz gelin hazırlanır,süslenir,giydirilir.Herkesin görebileceği bir odada bekletilir.Oğlan evinde güvey hazırlanır ve öğleden sonra davul zurna eşliğinde arabalı düğün halayı konvoy halinde gelin almaya gider.Kız evinde fazla beklenilmez gelin çıkarılır.Daha sonra oğlan evine dönülür.Gelin inince damadın babası tarafından avluya kadar götürülür.Burada gelin oturur.Oyunlar oynanır.Aynı gün kız evinden sinilerle baklava, börek, tavuk eti vb. yiyecekler gelir eğlenceler akşama kadar devam eder.Gelin gerdek odasına girmeden önce kapıya bir parmak yağ çalar,çivi çakar,gelinin eline ekmek verilir.Gelin ekmekleri omzundan geri atar.Orada bulunanlar ekmekleri toplarlar.Gerdek gecesi akşamı hoca çağrılır.Daha önce kıyılmış resmi nikaha ilaveten dini nikah kıyılır.Damat sağdıcı tarafından yumruklanarak gelin odasına konulur.Damat gelini konuşturmak için çeşitli hediyeler verir.Kız evinden gelen tavuk eti ve baklavalar yenir.Damat önde gelin arkada iki rekat namaz kılarlar.Ertesi gün evdekilerin eli öpülür.Kızın annesine haber gönderilerek bahşiş alınır.Aynı gün kız ve oğlan evinin birlikte katıldığı “yan günü” eğlencesi yapılır.Yemekler yenilir.

Ölüm

    Ölüm olayının hemen ardından ölen kişinin çenesi bağlanır.Ve gözleri yumulur.Daha sonra ölü soyularak ince bir örtü ile örtülür.Çeşitli dualar okunur.Duadan sonra ölüye şişmemesi için karnının üzerine demirden yapılmış bir eşya konulur.Ve elleri iki yanlarına uzatılır.Ölü yıkanıncaya kadar yanında Kuran okumak mekruhtur.Ölünün gömülme hazırlıkları vakit geçirmeden yapılır.Ölü temiz bir koku ile kokulandırılmış ve tütsülenmiş bir teneşir üzerine konulur.Sonra avret yerleri örtülür ve abdest aldırılır.Üzerine sabunlu su dökülerek başı ve yüzü yıkandıktan sonra sol yanına çevrilir.İlk önce sağ yanı yıkanır daha sonrada sağ tarafına çevrilerek sol tarafı aynı şekilde yıkanır.Bütün bunların ardından bir havlu veya bezle kurulanarak ölü kefene sarılır.Cenaze götürülürken tabutu dört kişinin omuzlaması sünnettir.Tabutu ne kadar çok kişi taşırsa ölen kişiye o kadar çok sevap yazılacağına inanılır.Mezara varıldığında kabir yarım adam boyu veya göğüse varılacak derinlikte kazılır.Kıble yönüne lahit yapılarak ölü kıble yönünde içine konulur.Sonra kefenin düğümü çözülür.Kerpiç ile lahtin üstü kapatılır ve kamışlarla örtülür.Sonra da kabrin üzerine toprak atılarak deve hörgücü gibi tümsek yapılır.Kimileri ölünün çok değer verdiği eşyasını (eşarp,şapka vb.)mezarının başına koyar.

 

Yöresel İnanışlar
• İki bayram arasında nikah kıyılmaz.
• Salı günü yola çıkılmaz.
• Köpek uluması ve baykuş ötmesi kötü olay habercisidir.
• Çocuk emeklerse eve misafir gelir.
• Yeni doğan çocuğa nazar değmesin diye atleti giydirilir.
• Akşam sakız çiğnenmez.(Ölü eti çiğnendiği farzedilir)
• Hamile iken saç kesilmez ve boyatılmaz.(Çocuğun ömrü kısalır)
• Yolculuğa çıkanın arkasından hemen ev süprülmez.(Giden geri dönmez diye)
• Salı ve Cuma günleri çamaşır yıkanmaz,saç ve tırnak kesilmez.(uğursuz sayılır)
• Boş beşik sallanmaz.(bebeğin başı ağrır.)
• Uyuyan çocuk öpülmez.(Nazar değer)
• Cam yada bardağın kırılması kazıyı defeder.
• Çocuğun gamzesi olsun diye hamile kadınlar bol bol ayva yer.
• Eldeki sabun bir başkasına verilmez.(Sabun yere bırakılır diğeri öyle alır.)

 

Oyun-Spor

    Yöremizde gelişmiş olan cirit Orta Asya’dan beri oynanan bir ata sporudur.İlimize her yıl Nisan ayında Türkiye genelinde müsabakalar düzenlenmektedir.Cirit atlarının en büyük özellikleri ani manevra kabiliyetinin yüksekliği ile atın insanla aynı anda özdeşleşmesidir.Cirit atıldıktan sonra,at manevra yaparak sahibine cirit çubuğunu vurdurmamak için geriye ani dönüş yapar.İlimizde ciritle ilgil çeşitli spor kulubleri vardır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

script type="text/javascript" src="flash.js">
<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

DORUK'TA GÖRÜLEN YER UŞŞAK..... UŞŞAK HAKKINDA HERŞEY....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

...UŞŞAK AŞIKLAR DİYARI...

DİĞER BLOG


UĞUR IŞILAK

SAAT

TAGBOARD


Arkadaşlarım

oezlem
kadrikarahan
baymidye
nurdanhuyut
Reklammatik'e üye ol, sen de kazan!